Serkan Tavşanoğlu'nun Blogu

SABAH GAZETESİ, MAG DERGİ ve SİNEMALAR.COM'da yayınlanan YAZI ve RÖPORTAJLARIM...



Armağan Çağlayan
ile yaptığımız, MAG dergisinin Temmuz sayısında yayınlanan röportajın çok merak edildiğini duydum. Aslında çok da ses getirecek bir röportaj olmadı ancak yine de şov dünyasının hatırı sayılır kanaat önderlerinden biri haline gelen Armağan Hoca’mız hakkında fikir verebilecek bir söyleşi olduğunu söyleyebilirim. Okumak isterseniz buradan buyurun!

Serkan Tavşanoğlu: Bir televizyon figürü olarak ekranda sergilediğiniz tavırlar gerçek karakterinizi yansıtıyor mu?

Armağan Çağlayan
: Televizyon bir şov dünyası. Ben normal hayatımda da hep açık sözlü bir insan olmuşumdur. Ayrıca jüri üyesi olarak yapıcı konuşmalar yaptığımı düşünüyorum. Ama televizyonda daha çok “sivri dilli” biri olarak algılanıyorum.

Serkan: Fikirleriniz bir sanatçı adayı için neden önemli?

Armağan: Önemli mi değil mi bilemiyorum ama ben sanatçı olmak isteyen bir adayda bazı özellikler olması gerektiğini düşünüyorum. Sesi, yorumu tabi ki önemli. Ama bunun tamamlayıcı olması için fotoğraflarından, saçına ve kıyafetine kadar tüm detaylara önem vermesi gerektiğini düşünüyorum.

Serkan: Yarışmacılar sivri dilinizden rahatsız oluyorlar sanki...

Armağan: Artık yarışmaya katılanlar ne olacağını bilerek geliyorlar. İlk yarışmacılar gibi hazırlıksız değiller yani. Bence şu andakiler benden daha sivri dilliler J

Serkan: Televizyonda yaptığınız işler sizi mutlu ediyor mu?

Armağan: Sonuç olarak bir iş yapıyorum, yani herkes gibi ben de çalışıyorum. Eğer yapmak istemeseydim devam etmezdim.

 

Serkan: Ekranda kendinizi izlemekten hoşlanıyor musunuz?

Armağan: Açıkçası kendimi takip eden biri değilim. “Ne yaptım, ne dedim, nasıl göründüm” diye çok incelemem. Ama hatalarımı görmek için nadir de olsa bakarım. İnsanın kendini eleştirebilmesi gerekiyor daha iyi olabilmek için. 

Serkan: Kimleri izlemeyi, dinlemeyi seviyorsunuz? İlgiyle takip ettiğiniz isimler var mı?

Armağan: Biliyorum benden isim bekliyorsunuz ama isim olarak vermeyeyim ben yine de... Şunu söyleyebilirim, tam bir Türk Sanat Müziği hayranıyım. Sanat müziği eserlerini dinlemek huzur veriyor bana. Ayrıca işinde başarılı olan; ben yakıştırsam da yakıştırmasam da, star olmuş ve kendini kabul ettirmiş isimleri izlemek benim için daha keyiflidir.

Serkan: Televizyonda birçok iş yapıyorsunuz. Peki güzel bir sesiniz olsaydı, kazandığınız bu popülariteyi kullanıp şarkıcı olmayı düşünür müydünüz?

Armağan: Öyle bir yeteneğim olsaydı olabilirdi aslında. Popstar jürisinin önüne ben çıkardım o zaman
J Ama yok tabi öyle bir niyetim. Ben daha çok dinlemeyi seviyorum.

 

Serkan: Sizi izlerken çok hassas ve kırılgan bir insan olduğunuz hissine kapılıyorum bazen. Aşktaki tavrınız nasıldır? İlişkilerinizde de hep kusur arar mısınız?

Armağan: Aslında sadece bende değil, insanoğlunda var olan birşey bu bir türlü tatmin olamama duygusu. Sadece aşka özgü değil, hayatımızın her evresinde yaşıyoruz bu sorunu. Bir yerlerde bir eksik gözüme batar muhakkak ama gerçek aşkı yaşıyorsam şayet, onun keyfini de sonuna kadar çıkarmak isterim.

Serkan: Teslim olacak kadar çok sevdiğiniz ve hiçbir kusurunu görmediğiniz insanlar oldu mu?

Armağan: “Kusursuz insan” diye birşey yok bence. En azından ben tanımadım öyle birini. Herkesin hataları, kusurları vardır. Sevmek ayrı birşey. Ne kadar çok severseniz sevin, yine  de görürsünüz kusurlarını. Ben ilişkilerimde fikir alışverişi yapmayı severim. Benden daha iyi biliyorsa onu dinlerim. Ama benim hakim olduğum konularda da ben konuşurum.

Serkan: Mantıklı bir insansınız ama çocuksu bir tarafınız da var gibi geliyor bana...

Armağan: Elbette var. Yakın olduğum arkadaşlarım, dostlarım görüyorlar bazen ne kadar çocuk gibi davrandığımı. Genelde eğlenirken çocuklaşıyorum ben. Mutlu olunca şımarıyorum galiba
J