Serkan Tavşanoğlu'nun Blogu

SABAH GAZETESİ, MAG DERGİ ve SİNEMALAR.COM'da yayınlanan YAZI ve RÖPORTAJLARIM...



Bir zamanlar Burcu Kara denildiğinde akıllara Yavuz Bingöl geliyordu. Bir gece İstanbul’da Deniz Seki’yi dinlemeye gittiğimiz mekanda görmüştüm ikisini. Sarmaş dolaştılar, çok mutlu görünüyorlardı. Deniz Seki’nin daveti üzerine sahneye çıkan Yavuz Bingöl şarkı söylerken, hayranlıkla izliyordu onu (eski) sevgilisi. Sonradan ayrıldıklarını duyduğumda, hemen o gece gelmişti aklıma. Kalkıp, bir Deniz Seki şarkısı dinlemiştim. O gecenin hatırına...

 

Hüzünlü bir giriş yaptık yazıya, olmadı şimdi. Halbuki biz Burcu Kara ile çok güzel şeylerden konuştuk. Türk sinemasından, festivallerden, oyuncu olarak hedeflerinden bahsettik.

 

Burcu Kara ile Bursa’da düzenlenen 3. İpek Yolu Film Festivali’nin galasında biraraya geldik. Sohbeti çok keyifliydi. Yeşiller içinde gözleri daha da güzel görünüyordu. 

 


 

Serkan Tavşanoğlu: 3. Uluslararası Bursa İpek Yolu Film Festivali’nin Türk sinemasına neler kazandıracağını düşünüyorsunuz?

Burcu Kara: Yapılsın da, ne adına yapılırsa yapılsın! Türkiye’de çok güzel işler yapılıyor. Yeni yönetmenler yetişiyor, yepyeni senaryolar üretiliyor. Geçenlerde bir kısa film festivalinin ödül törenini sundum ve orada gördüm ki, kısa film alanında bile çok önemli işler yapılıyor. Artık sponsorluk konusunda da bilinçlendi firmalar. Festivaller bu açıdan yepyeni oluşumlara imkan tanıyor. Hangi şehirde olursa olsun, farketmiyor.

İpek Yolu Film Festivali de, İstanbul’daki benzerleri ile yarışır düzeye ulaştı.

Evet, festival her yıl büyüyor, gelişiyor. Sesini daha çok duyuruyor. Bu sene daha çok insandan duydum mesela İpek Yolu Film Festivali’ni. Ben kendi kendime bir kamuoyu yoklaması yaptım, bir Bursalı olarak. Çok fazla insan biliyor artık festivali. Ben de Bursalı olduğum için koşa koşa geldim ve sadece bu gece için geldim. Yarın yine sete dönüyorum.




Kadir İnanır’ın son dizisi “İpsiz Recep”te rol alıyorsunuz. Nasıl gidiyor çekimler?

“İpsiz Recep” bir dönem dizisi ve çok mutlu olduğum bir proje. Hiç yorulmuyorum çekimlerde. İnsani çalışma saatlerinin olduğu bir setteyiz çünkü.  

Sektörün içinden bir oyuncu olarak, Türk sinemasındaki hareketliliği nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu parlayıp sönecek bir patlama olabilir mi? Sinemanın geleceğinden umutlu musunuz?

Neden sönsün ki? Artık sektördeki herkes birbirini izliyor, takip ediyor. Yapılan işlerden ötürü motive oluyor, hırslanıyor. Üstüste adımlar koyarak ilerlersek, birbirimize katkıda bulunursak, çok güzel yerlere getirebiliriz Türk sinemasını. İnsanlıkla kazanacağız biz bu işi!

Sizin var mı yeni sinema projeleriniz?

Sinema adına yeni çalışmalar yok gündemde. Televizyon dizilerinde devam ediyorum oyunculuğa.




Birlikte çalışmayı hayal ettiğiniz isimler var mı?

Çok, o kadar çok ki. Böyle sorular çok tehlikeli sorular çünkü birini eksik söyleyince sorun olabiliyor. İlk aklıma gelen Nuri Bilge Ceylan. Onu çok seviyorum. Sadece yönetmen olarak değil, insan olarak da çok değer veriyorum. Güzel bir diyalogumuz var zaten. Birgün bana uygun bir rol olursa, arayıp “Burcu gel” diyebilecek biri. O kadar egolarından sıyrılmış biri yani. Çalışmayı çok isterim elbette.

Geçtiğimiz günlerde Irmak Ünal’ın “Türkiye’de dizi ve filmlerde oyuncu olabilmek için, Cihangir’de arkadaşlarınızın olması gerekir” şeklinde bir açıklaması oldu. Bu iş çevre işi mi?

Çevrenin de çok büyük katkısı oluyor gerçekten ve Cihangir’in de o tür bir sohbet üssü olduğu doğru. Yan yana apartmanlarda, dairelerde yaşayan birçok yönetmen ve yapımcı var Cihangir’de. Sadece Cihangir değil, Nişantaşı ve Bebek de, insanların lokal olarak yaşadığı ve herkesin birbirini tanıdığı garip yerler oldu. Her ülkede vardır böyle yerler diye düşünüyorum.

 

 

Röportaj: Serkan Tavşanoğlu