Röportaj yapmak için buluştuğunuz bazı insanlarla, o kadar güzel bir uyum yakalarsınız ki; sorular kendiliğinden oluşur, sohbet saatlerce sürer ve yeni bir arkadaş kazanmış olarak ayrılırsınız mekandan. Röportaj, tanışmanıza “vesile” olur sadece. Benzer bir deneyimi, geçtiğimiz günlerde Gönen ile yaptığımız röportajda da yaşadım.
Gönen’i, yaz dönemi için hazırlanan single çalışması “Vesile” sayesinde farketmiş olsak da; 2008’de çıkardığı ilk albümü “Hayal Bile Edemezsin”deki şarkılarının da hakkını yememek lazım. “Kaliteli şarkılardı ama kıymeti bilinmedi” diyor Gönen, ilk albümünden bahsederken.
Bu durumdan pek şikayetçi değil aslına bakarsanız. O, herşeyin bir zamanı olduğuna inanıyor ve kötü ihtimalleri aklına bile getirmeden, hedeflerine ulaşmak için çalışmaya devam ediyor. 2009 yazının hit şarkılarından biri olmayı başaran “Vesile”nin de tadını çıkarıyor tabii bu arada.
Gönen: Amerika’da İşletme Mühendisliği okumaya başladığım yıl, aynı zamanda profesyonel anlamda şarkı söylemeye başladığım yıl oldu. Okulu bırakıp müzik kariyerime devam edebilirdim ama yapmadım. Sahne ve okulu birlikte yürüttüm dört sene boyunca. Öyle bir hal almıştı ki, okulun stresini haftasonu sahnede atıyordum ve aldığım keyif bütün yorgunluğumu unutturuyordu. Bu süreçte özel şan ve nota dersleri aldım.
Mezun olduktan sonra İstanbul'a geri döndüm. Albüm yapmaya karar verdikten sonra, sevgili Donat Bayer ile birlikte uzunca bir süre repertuar üzerinde çalıştık. Bu dönemde sahneyi de ihmal etmedim tabii, İstanbul'da kendime uygun bulduğum mekanlarda sahneye çıktım. İlk albümüm için tam 3 yıl çalıştım. En sonunda geçtiğimiz yaz “Hayal Bile edemezsin” adlı albümüme kavuştum.
Albüm hazırlık sürecinde en çok kimden destek gördün?
Fikirleri ile bana destek olan Fatih Erkoç ve Sinan Erkoç var. Seda Sayan ve Ayşegül Aldinç ne yapmam gerektiği konusunda hep destek olmuştur bana. Bu kadar tecrübeli isimlerin oturup sizin hakkınızda bir cümle bile kurması aslında büyük bir destek.
İlk başlarda her aile gibi biraz tepkili davrandılar tabii. Ama benim müzik konusunda ciddi olduğumu gördüklerinde, desteklemeye başladılar ve şu anda hep yanımdalar.
İlk albümünde dünyaca ünlü müzisyenlerin çaldığı, akustik bir albüm yaptın. Ama “Vesile” tam bir pop şarkısı. Bu yönde bir eleştiri alıyor musun?
Türkiye öyle bir ülke değil Serkancığım. Türkiye bu tarz şeylerin kıymetinin bilindiği bir ülke değil ne yazık ki. Türkiye’ye döndüğümde biraz idealist düşündüm, “ben çok kaliteli bir iş yapacağım” dedim. Ama hayır, daha “piyasa” bir iş yapmak zorundaymışım. Zamanla bunu anladım.
Piyasaya uygun olması için mi “Vesile” gibi bir şarkıyı seçtin?
Hayır, hayır. İlk albümde ben içimdeki enerjiyi tam yansıtamamıştım zaten. İlk albümdeki Gönen ben değildim. “Vesile” ile yavaş yavaş kendimi bulmaya başladım. Aslında belki ben kendi içimde de o kadar alternatif müzik zevkleri olan bir insan değilim. Ben Türk müziğini seviyorum, “eller havaya” şarkılarda da eğleniyorum. Çok daha dinamik ve enerjisi yüksek bir şarkı oldu “Vesile”. Artık piyasayı daha iyi tanıyan, dinleyicinin ne istediğini bilen, işine daha hakim bir şarkıcıyım. Şarkıdan çok memnunum. Şarkıya gelen tepkiler çok güzel. Abartmıyorum, bir tane olumsuz yorum almadım daha.
Amerika’dan Türkiye’ye döndüğünde bir müddet “kültür uyuşmazlığı” yaşadın sanıyorum.
Galiba öyle. Ben, tam anlamıyla Türkiye’ye hitap eden, enerjisi ve aynı zamanda kalitesi yüksek bir müzik yapmak istiyorum. “Kaliteli pop”, ya da “kaliteli bakkal” da diyebiliriz hatta. “Bakkal” eğer kitlelere ulaşan bir müzikse, bunun kalitelisi de yapılabilir.
Kimler sence “kaliteli bakkal müzik” yapıyor Türkiye’de? “Kaliteli pop” nedir?
Gökhan Özen ve Tan şarkıları, kaliteli pop değildir. Şarkı sözlerinin de bir anlamı olmalı. Serdar Ortaç şarkılarında bile bir anlam bulabiliyorsunuz. Biraz daha düşünülerek yazılmalı şarkı sözleri. Hande Yener, Ziynet Sali ve Yalın gibi isimler kaliteli pop yapıyor bence.
İyi bir şarkıcı nasıl olmalı?
İyi bir şarkıcının iyi bir sesi olmalı öncelikle. Müziği bilmesi gerek. Ölçü nedir, nota nedir; bilinmesi lazım. Sadece ses de yetmiyor tabii. Sahne ışığı, elektriği olmalı ve fiziksel anlamda da bunu tamamlamalı. Pop müzik yapıyoruz sonuçta, opera söylemiyoruz. İnsanlar sadece şarkıyı dinlemiyorlar. İmajıyla, kıyafetiyle, duruşuyla, bakışıyla; tamamen bir pop ikonu görmek istiyorlar. Adamın hiçbirşeyi yok, “ben şarkı söyleyeceğim” diye çıkıyor ortalığa. Olmuyor işte o zaman, kalabalık yapıyor. Bu sefer biz yolumuzda ilerleyemiyoruz. Dinleyicinin bunun farketmesi zaman alıyor.Herkes meşhur olmak istiyor ama bunu ne kadar sürdürebileceğiniz daha önemli.
Vesile’den sonra yeni bir albüm gelecek mi?
Artık 10-15 tane şarkıyı bir albüme koyup basmak çok gereksiz. Bir Sezen Aksu değilsen, bir Kenan Doğulu değilsen çok gereksiz. Satmıyor çünkü. O nedenle herkes single çalışmasına ağırlık veriyor. Benim de bir sonraki albümüm, single formatında olabilir. Yapımcıların artık albüme para yatıracak güçleri yok. Böyle bir risk almak da istemiyorlar. Çünkü satışlar sıfır. Dijital satıştan da kimsenin karnını doyuracağını sanmıyorum. O dönemler bitti artık. Hiç kimsenin albümü bir daha 1 milyon satmayacak.
Bu durum, henüz yolun başındaki bir şarkıcı olarak şevkini kırmıyor mu?
Hayır. Can sıkıcı tabii ama şevkim kırılmıyor. Ben albüm çıkarmak için değil, yaptığım şarkıları insanlarla paylaşmak için müzik yapıyorum.Şarkıların internetten indirilmesi o kadar da kötü birşey değil aslında. Artık sadece dijitalde yayınlanan albümler,şarkılar var. Basmak zorunda değilsiniz albümünüzü. Demet Akalın son şarkısını öyle yayınladı mesela.
Hiçbir sanatçının ulaşılmazlığı kalmadığı için, o “büyük starlık” dönemi de bitti artık.
Michael Jackson ile beraber bitti, haklısın. Piyasanın halini görünce keşke 10 sene önce çıksaydım diye düşünüyorum bazen.O dönemde çıkan ve aklı başında iş yapan herkes bir yerlere geldi. Çok daha şanslıymış o dönemdeki şarkıcılar.
Sahnede nasıl birisin?
İnsanları eğlendirmeyi artık biliyorum. Bu konuda mütevazı olamayacağım. İnsanların gözünden anlıyorum ne istediklerini. Nabza göre şerbet verebiliyorum. Canlı bar performansım konusunda gerçekten iddialıyım. 10 yıldır sahnedeyim ve her türden şarkıyı söylüyorum. Çok fazla konuşmayı sevmiyorum sahnede. Şarkımı söylüyorum, insanlara söyletiyorum. Birlikte eğleniyoruz.
Son dönemde çıkan yeni şarkılar içinde “keşke ben söyleseydim” dediğin bir şarkı oldu mu?
Soner Sarıkabadayı şarkılarının hepsini seviyorum. Çok özel bir duygu alışverişi oluyor Soner’in şarkılarında ve benim için de en uygun şarkıyı seçti.
Seni başka şarkıcılara benzetenler oluyor mu? Adet yerini bulsun diye soruyorum.
Ben kendimi kimseye benzetemiyorum ama beni oldum olası Emre Altuğ’a benzetirler. Üniversitedeyken de aynı şeyi söylerdi insanlar. Emre Altuğ yapacağını yapmış, kendini kanıtlamış bir sanatçı ancak hiçbir zaman ona benzemeye çalışmadım.
Müzik olmasaydı hayatında...
Pilot olmak isterdim. Benim sevdiğim iki iş; biri şarkı söylemek, diğeri uçmak. Sevmediğim bir işi yapamam ben. Özel pilotluk ehliyeti alıp, kendi uçağımı almak istiyorum. Mustafa Sandal ve Fatih Erkoç’un da var ehliyetleri.



