Serkan Tavşanoğlu'nun Blogu

SABAH GAZETESİ, MAG DERGİ ve SİNEMALAR.COM'da yayınlanan YAZI ve RÖPORTAJLARIM...


29 Mart Cumartesi akşamı, beklediğimden daha büyük bir kalabalık, Gülben Ergen’in yeni şarkılarını canlı canlı dinlemek için Anatolia Showland’de yerini almıştı. Çok farklı kesimlerden ve her yaş grubundan insan mevcuttu diyebilirim seyirciler arasında.

Gülben Ergen ile röportajı konserden sonra yapmak konusunda sözleştiğimiz için, hemen salona geçip, rahat fotoğraf çekebileceğimiz bir yer bulduk kendimize. Konser öncesinde gergin olan sanatçılarımız için, röportajda yöneltilen sorulara düşünerek, sağlıklı cevaplar vermek pek mümkün olmuyor. Hele Gülben Ergen gibi, Başak burcunun detaycılığını tümüyle işine yansıtan bir sahne yıldızı için durum çok daha zor.


Gülben Ergen bir sahne yıldızı gerçekten...

 

Sahnedeki rahatlığı, seyirci üzerindeki hakimiyeti, güzelliğini tamamlayan kostümleri, şarkının ruhuna göre değişmesi planlanmış sahne tasarımı, canlı söylerken de kulağa hoş gelen sesi ve kimi şarkılarda beklenmedik derecede iyi yorumuyla; “Ben Burdayım” diyor Gülben.

 

Bu seviyeye yükselene kadar oldukça çetrefilli yollardan geçti tabii ki... Şarkı söylemeyi de, sahneden seyirciye en etkili şekilde ulaşabilmeyi de, zaman içerisinde, tükenmez bir hırsla çalışarak öğrendi Gülben Ergen. Bırakalım da bunun tadını çıkarsın biraz... Belki de zamanında kendisini dikkate almayan insanların, nasıl da deliler gibi alkış tuttuğunu görmenin hazzını yaşasın dilediği gibi. Yıllar sonra hedefine ulaşmış olmanın ve bu noktadan sonra müzik kariyeri adına kaygılanması gereken ciddi sorunlar doğmayacağını bilmenin rahatlığını hissetsin tüm ruhunda.


Gülben Ergen’i bir “solist” olarak değerlendirmek
bana düşmez ancak sevdiğim birçok Gülben şarkısı olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Konserde de çoğunu canlı dinleme fırsatı bulduğum şarkılar bunlar; eskilerden “Arka Sokaklar”, “Ayrılmam”, “Yalnızlık” ve yeni albümden Ajda Pekkan şarkılarını anımsatan, dinlediğim ilk andan beri kanımı kaynatan “Güçlü Kadın”, eğlenceli altyapısı ve keyifli sözleri ile şimdiden hit olan “Aşk Hiç Bitmez” ve yağmurlu bir Mart akşamında, sevgilimle keşfettiğimiz “Yonca Bahçesi”...

 


Konserde işi gücü unuttum, kendimi bu şarkılara kaptırmış söylerken buldum çoğu zaman. Genel hatlarıyla oldukça başarılı ve seyirci açısından da son derece tatmin edici bir performanstı Gülben Ergen’in Ankara konseri. Seyircilerin arasına karışıp, onlarla zaman zaman ‘televizyondaki kadın programları formatında’ sohbet eden bir sanatçı görmek Ankara seyircisinin aşina olduğu bir durum değil nitekim.


Ancak konserde iki önemli problem vardı gözüme çarpan
...

 

Birincisi, konserin geneline hakim olan “Avrupai” hava ile hiç uyuşmayan ve sahnede Gülben Ergen’in arkasında adeta “korkuluk” gibi duran Taşkın Sabah orkestrası. Orkestra elemanları Gülben Ergen’in ve ekibinin üzerinde titizlikle çalıştığı modern sahne ambiyansına hiç ama hiç uymamış.

İkinci sorun ise Gülben Ergen ile ilgili. Şu ana kadar istediği herşeyi başarmış bir sanatçı olan Gülben Ergen, neden sahnede kendisine eşlik eden dansçılar ile dans etmeyi, en azından uyumlu figürler sergilemeyi denemiyor acaba? Eğer genç kesimi ve hatta ‘gay’ kitleyi kendine çekmek için planlanmış bir konsept söz konusu ise, bu konseptin temel şartı, merkez karakterin yani şarkıcının da, şarkının ritmine ve koreografinin tarzına uygun bir dans performansı sergilemesidir. Sahnede birkaç ‘ani dönüş’ hareketi ve kendisine çok yakışan ‘işveli kıvırmaları’ dışında neredeyse hep ‘sabit’ti Gülben Hanım.

 

Gelelim röportaja...

Konser sonrası Gülben Ergen’in asistanı aradı, “Gülben Hanım sizi kuliste bekliyor” diye. Kapıda sadece bir imza için bekleyen onlarca hayranının arasından sıyrılarak girdik kulise. Gülben Hanım, kulis girişinde hayranları ile konuşmaya devam ediyordu. Derken bana döndü ve hemen ses kayıt cihazımı çıkarmamı istedi. Sol profilden poz vermek istemediği için, kanepede yer değiştirdik. Tabii olan bana oldu, fotoğraflarda çok garip çıktımJ “Siz anne olduktan sonra daha bir kadınsı, daha bir seksi oldunuz; halbuki insanlar tam aksini bekliyorlardı” dedim. “Ben sorunsuz bir hamilelik geçirdim, normal doğum yaptım ve çok hazırdım anne olmaya; belki de ondandır” şeklinde cevap verdi. Bu esnada Uygur’un objektifine tatlı tatlı gülümsemeyi de ihmal etmedi.

Gülben Ergen işinde tam bir profesyonel. Her detaya önem veriyor. Röportaj fotoğraflarında, elimde ses kayıt cihazının görünmesi gerektiğini hatırlatacak kadar da ilgileniyor etrafındaki herşeyle. Kamera ışığını gördüğünde, içi kan ağlasa ya da sinirden patlasa da, oldukça sempatik bir şekilde gülümsemeyi başarabilecek kadar da hakim kendine. Bütün bu özellikler, onun yıldız ışığını parlatan unsurlar belki de...

Gülben Ergen ile, müzik kariyeri üzerine odaklanan ama kimi zaman özel hayatına da değindiğimiz, keyifli bir röportaj yaptık. Bu samimi sohbete tanık olmak için takipte kalın...