Türk Korku Sineması ve Hasan Karacadağ
2009-09-19
“Dabbe” ve “Semum”un yönetmeni Hasan Karacadağ, filmlerinde korku unsuru olarak dini motifler kullanması nedeniyle çok eleştirildi. Karacadağ’ın filmlerini izleyip, uzun süre etkisinde kalanlar da oldu; beğenmeyip burun kıvıranlar da.
Türk-İslam korku sinemasını tüm dünyaya kabul ettirmek gayesiyle çalışmaya devam eden yönetmenin yeni filmi “Dabbe 2”, 25 Aralık’ta gösterime girecek. Filmlerinin başarısını tartışmak bir yana, herkesin merak ettiği soru şu: Hasan Karacadağ’ın filmlerinde anlattığı hikayeler gerçek olabilir mi?
Serkan Tavşanoğlu: Neden korku filmi çekmeyi tercih ediyorsunuz? Korku sinemasına özel bir ilginiz mi var?
Hasan Karacadağ: Ölüm ötesi hayat ve bizden başka varlıklar çocukluğumdan beri ilgimi çekiyor, ayrıca korku sineması bana sinema dediğimiz hayali dünyanın en tutkulusu ve en heyecanlısı gibi geliyor. Kendi hayallerimi ve kendi korkularımı izleyiciyle paylaşmak ve dünya üzerinde Türk-İslam korku filmi denen bir türü kabul ettirmek gibi kendimce bir gayem de mevcut. Ama sinemanın her türünü de seviyorum.
S.: Türk insanını korkutmanın en iyi yolu; cin, peri, şeytan gibi motifler kullanmak mı?
H.K.: Sadece Türk insanı değil, doğru bir sinema diliyle tüm dünyadaki korku severleri etki altına alabilecek bir meseledir cin kavramı. İnsan dünyanın her tarafında insandır ve ruh dediğimiz bilinmez hep aynı şeylerden korkar; bilinmeyenden korkarız ama varlığını hissettiğimiz ‘bilinmeyen’ bizi daha da ürpertir. İslam kültürü bu konuda kainatın en zengin kültürüdür, bunu kullanmalı ve sinemamızı dünya ölçeklerine taşımalıyız.
S: Bahsettiğiniz varlıklara inanıyor musunuz?
H.K.: Sadece şunu söyleyebilirim ki, sonsuz büyüklükteki bu kaotik uzayda, nokta hükmünde olan bir dünyada yaşayan aciz bir varlık olan biz insanların uzayda yalnız olduğuna asla ama asla inanmıyorum.
S.: “Türk korku sineması” gibi bir türden bahsetmek mümkün mü sizce? Söz konusu bu türün geleceğini nasıl görüyorsunuz bir yönetmen olarak?
H.K.: Üç beş sene sonra dünya sinemasında ‘Türk-İslam korku türü’ diye bir tür olacak ve bu türün çok fazla meraklısı seveni olacak, merak etmeyin. En azından ben bu konuda elimden geleni yapacağım ve inandığım bir şeyden kolay kolay dönmem.
S.: Filmleriniz için yapılan ağır eleştirileri nasıl yorumluyorsunuz? Anlaşılmadığınızı düşündüğünüz oluyor mu?
H.K.: "Dabbe" önemli bir adımdı. Bin basamaklı bir merdivene tırmanmanın değişik yolları var; ya uçarak çıkarsınız ya da ilk adımı atarak sabırla o merdivene çıkmayı tercih edersiniz. Ben uçmayı tercih etmiyorum, küçük ama emin adımlarla merdivene çıkmak benim için daha doğru. Önyargılı insanlar o kadar fazla ki, benim gibi dirayetli ve kendinden emin birini bile yormayı başardılar. İyi niyetli olan her yaklaşıma açığım. Ben kendimi hiçbir zaman korku üstadı olarak görmüyorum. Kendi korkularımı insanlarla sinema dili vasıtasıyla paylaşmak gibi bir gayem var. Türk korku sinemasını dünyaya taşımak istiyorum ve bunun için izleyicilerden de destek bekliyorum.
S.: Hasan Karacadağ hep korku filmleri mi çekecek? Bir aşk filmini yönetmek istemez misiniz?
H.K.: Türk İslam korku türünü dünyada belli bir noktaya adım adım getirme gibi bir gayem var. Ama nasip olursa, önümüzdeki sezon çok farklı bir projeyle karşınızda olacağım.

