Ankara’da “BalleTango” Gecesi
2009-11-07
Ankara’da sosyal hayatın yetersizliğinden yakınıp, yapacak bir şey bulamayanlara şaşırıyorum. İstanbul’un sağı solu belli olmayan, adrenalini ve temposu yüksek gece hayatı şehrimize nüfuz etmemiş olabilir ancak Ankara’nın da kendine özgü ayrıcalıkları var.
Herşeyden önce Ankara, istediğiniz yere zaman kaybetmeden gidebileceğiniz, içinde bulunduğunuz anın tadını çıkarabileceğiniz, dilediğinizde yalnız kalıp, dilediğinizde kalabalığa karışabileceğiniz; her yere yetişip, herşeye yetebileceğiniz; insanı koşturmayan, yormayan bir şehir.
Tüm bu düzeni ve huzuru içinde, oldukça hareketli bir sanat ajandası da var Ankara’nın. Müzik isteyene konserler, partiler; sinema isteyene filmler, festivaller; tiyatro isteyene oyunlar, temsiller... Her akşam yapacak bir şey bulmak mümkün. Seçenek fazla olmayınca, kararsızlık da yaşamıyor insan. Aklı diğerinde kalmadığı için, keyfini çıkarıyor katıldığı etkinliğin.
Ayrıca kabul etmek lazım ki, yaşadığımız şehrin nimetlerinden tam anlamıyla faydalandığımız da söylenemez. Türkiye’nin en büyük sanat kurumlarından Ankara Devlet Tiyatrosu ve Devlet Opera ve Balesi, yanıbaşımızda harikalar yaratırken, evde oturup “Aşk-ı Memnu” izlemeyi tercih ediyor birçoğumuz. (Dizideki “aşk altıgeni” gerilimini ben de seviyorum, kabul!)
Büyük Tiyatro’da “BalleTango”
Bu hafta başında, yağmur ve soğuk birden bastırınca, ben de herkes gibi evde sakin ve sıcak bir akşam geçirmeyi planlıyordum ki; Devlet Opera ve Balesi’nin web sitesine uzandı parmaklarım. “Balletango” isimli bir eser çarptı gözüme. Temsilin başlamasına bir saatten az kaldığı halde, hemen arkadaşımı aradım, hazırlandım, taksiye atladım ve soluğu Büyük Tiyatro’da aldım. (İstanbul’da olsam, asla yetişemezdim; yetişemeyeceğimi bildiğim için de vazgeçerdim.)
İçeri girdiğimizde, tahminimden çok daha büyük bir kalabalıkla karşılaştım. Soğuğa, yağmura ve “domuz gribi” tehlikesine rağmen, tüm salon tıka basa doluydu. “In Light and Shadow”, “Sync” ve “This is Your Life” isimli üç farklı koreografiden oluşan “Balletango”, Ankara’da geçirdiğim en güzel gecelerden birini yaşattı bana.
Dekoru, kostümleri, ışığı ve koreografisiyle kusursuz bir sahne performansı izlemenin heyecanını yaşadım gece boyunca. Tüm dansçılara ayrı ayrı aşık oldum, uyumlarına ve hatasızlıklarına hayran kaldım. Özellikle “This is Your Life” bölümünde; Sanem Ergüler – Bahri Gürcan, Elif Fırat – Oliver Spence ve Özge Başaran- Cankat Özer’in çift olarak sergiledikleri “Love Duet” performansları, kelimenin tam manasıyla “şiir gibi”ydi.
Yıllardır Ankara’da yaşadığım halde, Devlet Opera ve Balesi’nin sahnelediği eserleri takip etmediğim için çok kızdım kendime. Yine de geç kalmış sayılmam (sayılmazsınız). 2009-2010 temsil programı için www.dobgm.gov.tr adresini ziyaret etmeniz yeterli.

