Serkan Tavşanoğlu'nun Blogu

SABAH GAZETESİ, MAG DERGİ ve SİNEMALAR.COM'da yayınlanan YAZI ve RÖPORTAJLARIM...



Modern Zaman İlişkileri Üzerine…


Romantik komedilerin ana malzemesidir “ilişkiler”. Şehirli kadın ve erkeklerin çıkmazlarla dolu aşk hayatlarını konu alan ve genellikle “mutlu son”la biten bu hikayelerin en belirgin özellikleri, herşeye rağmen “umut dolu” olmalarıdır. İçiniz acımaz, ruhunuz daralmaz bu tür filmlerde; üzülmeniz gereken sahnelerde bile gizli bir coşku duyarsınız içten içe… İşte en çok bu “yapıcı enerjileri” nedeniyle bayılırım romantik komedilere.

 
24 Nisan’da gösterime giren ( ve yazmaya ancak fırsat bulabildiğim) “He’s Just Not That Into You” (Erkekler Ne Söyler, Kadınlar Ne Anlar?),  türdeşlerinden farklı özelliklere sahip bir romantik komedi filmi.



 

Ya Size Yeterince İlgi Duymuyorsa?

 

Erkekler Ne Söyler, Kadınlar Ne Anlar?”, bu soru üzerine kuruyor öyküsünü. “Sex and the City”nin yazarları Greg Behrendt ve Liz Tuccillo tarafından kaleme alınan aynı adlı kitaptan uyarlanan senaryo, izlediğimiz diğer romantik komedilere göre daha karmaşık ve bazılarımızı rahatsız edebilecek derecede gerçekçi!

 

Filmde bahsi geçen mevzular o kadar tanıdık ki… Herşey yolunda gidiyor gibi görünürken birden “soğuma modu”na geçen yeni sevgili, hoşlandığınız birine mesaj gönderdikten sonra, “iletildi” raporunun gelmesiyle birlikte başlayan “bekleme nöbeti” ya da bir önceki gece tanıştığınız birinden telefon beklemek (genelde Pazar günleri yaşanan bir süreçtir) gibi bunaltıcı tecrübeleriniz olmuştur muhakkak.

 

Modern çağda ilişkilerdeki samimiyeti zedeleyip, işin tadını kaçıran bilumum tutarsızlıkları ve saçma sapan takıntılarımızı gözler önüne seren “Erkekler Ne Söyler, Kadınlar Ne Anlar?”, duruma saf komedi anlayışıyla yaklaşmak yerine, izleyenlere mantıklı önerilerde de bulunuyor.


 

“Daha düne kadar yüzünü bile görmediğiniz bir insanın sizi arayıp aramaması neden bu kadar önemli olsun ki?” diye soruyor film. Hikayede “mantığın sesi” rolünü üstlenen “Alex” karakteri aracılığıyla da, kabul etmek istemediğimiz bazı gerçekleri dile getiriyor: “Biri seni aramıyorsa, sana o kadar ilgi duymuyordur ve seni tekrar görmek istemiyordur.”

 

Senaristlerin yapmak istediği son derece bariz bir gerçeği basit bir şekilde ortaya koyarak, bizi zamanla hastalık halini almaya başlayan takıntılarımızdan kurtarmak. Bir ilişkide yaşanan herşeyi en ince ayrıntısına kadar analiz etmenin ilişkiye hiçbir faydası olmayacağını anlatma gayretinde “Erkekler Ne Söyler, Kadınlar Ne Anlar?”.

 

Hele bizim kuşağın en garip obsesyonu haline gelen “sms analizleri” yok mu? Ne yazmış, ne demek istemiş, peki nasıl bir cevap vermeliyim? Kelimesi kelimesine analiz ederek, şiir yorumu yaparcasına hassasiyet gösterdiğimiz bu kısa mesajlar, telekomünikasyon çağının bizlere hediye ettiği hastalıklardan sadece biri. Filmdeki kadın karakterler Gigi, Janine ve Beth’in de sıradan bir telefon mesajı üzerinde dört-beş saat kafa yorduklarını düşünürsek, kendinizi filmdeki karakterler ile özdeşleştirmek konusunda sorun yaşamayacağınızı garanti edebilirim.



 

Türün diğer örneklerinde, olay örgüsü eninde sonunda kavuşacaklarını bildiğimiz iki kişi üzerine kurulu iken; “Erkekler Ne Söyler, Kadınlar Ne Anlar?” sonunda ne olacağını tahmin edemediğimiz dokuz farklı hikaye sunuyor seyircisine. Ancak buna rağmen, hikayeler arasında uyumlu geçişler yaparak, filmin bütünlük duygusunu korumayı başarıyor yönetmen.

 

Ken Kwapis (yönetmen) bu film için biçilmiş kaftan aslında. Yönetmenin filmografisinde yer alan The Sisterhood of the Traveling Pants”; Kwapis’e kadın merkezli ve ilişki odaklı filmlerde, kalabalık oyuncu kadroları ile çalışmak konusunda deneyim kazandırmış. Bu sayede filmin “Sex and the City” referanslı senaristlerinin dilini anlamada ve beyazperdeye aktarmada hiç zorlanmamış yönetmen Kwapis.



 

Filmin en dikkat çekici özelliğinden, yani yıldızlarla dolu oyuncu kadrosundan bahsetmeden geçmek olmaz. “Neil” rolünde yakışıklı mı yakışıklı (hem de Oscar ödüllü) Ben Affleck, “Beth” rolünde 40 yaşında olmasına rağmen 20’lik güzellere taş çıkartan Jennifer Aniston, “Mary” rolünde her filminde başka biri gibi görünmeyi başaran Drew Barrymore, “Anna” rolünde kadınların korkulu rüyası, güzeller güzeli Scarlett Johansson ve “Janine” rolünde Oscar ödüllü Jennifer Connelly...

 

Scarlett Johansson'ın kadroda yer aldığını duyunca, filmi sevgiliniz ile izlememeyi tercih edebilirsiniz. (Sözüm, kadın okuyucularımıza)  "Erkekler Ne Söyler, Kadınlar Ne Anlar?" hala gösterimdeyken; egolarınızın sarsılıp, sinirlerinizin gerilmeyeceği bir sinema partneri bulun ve filmi mutlaka izleyin.


EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

3 yorum yazılmıştır
  1. Yazan: isimsiz | Tarih: 2009-05-17
    Konu: şükür!!!
    şükür ki yazdın bir yazı serkan ben yaz geldi serkan artık yazılaryla epey bir zaman görünmez diyordum ama yanılmışım!!!yazdınız nasılsınız serkan radyo tv dizi,film ,projesi yokmu?ortalıklarda görebilicezmi akranlara radyoya vedamı ettin:)özledik seni huzurlu kal yaz erkeği...

    Bağlantı »

  2. Yazan: isimsiz | Tarih: 2009-05-15
    Konu: ser...yorummm...
    eşimle izlemeye gittm bu filmi eğlenceli akıcı bir yapım güzel eşimle bazı sahnelerinde birbirimize baktık ve çok beğendik... aşkım daha çok beğendiiiii

    Bağlantı »

  3. Yazan: rome0 | Tarih: 2009-05-12
    Konu: :)
    en sonunda yenı bır yazı :)

    Bağlantı »